Disagree Hangi Preposition Alır? İngilizcede Fikir Ayrılığı Yaşamanın Dilbilgisi ve Mizah Dolu Rehberi
İngilizce öğrenirken insanın başına gelen bazı olaylar vardır ki bunları yaşamadan dil öğrenmiş sayılmazsınız. Mesela, birine gayet özgüvenli bir şekilde “I disagree to you” dersiniz. Karşınızdaki kişi gülümser, başını hafifçe yana eğer ve sizi düzeltmeye hazırlanır. O an anlarsınız ki hayatta herkesin bir fikri vardır ama İngilizce dilbilgisinin de kendine göre kuralları vardır! İşte bugün tam da bu konuyu konuşacağız: Disagree hangi preposition ile kullanılır?
Konu ilk bakışta basit görünebilir. Sonuçta disagree, anlaşmamak demek. Peki, biriyle mi anlaşmıyoruz, bir fikirle mi, yoksa bir kararın kendisiyle mi? İngilizce burada küçük ama önemli ayrımlar yapıyor. Üstelik yanlış edat seçimi bazen cümlenin anlamını bulanıklaştırabiliyor.
Forumda bu konuyu açmamın bir başka nedeni de şu: İnsanlar anlaşmazlık yaşadıklarında yalnızca fikirlerini değil, bazen dilbilgisi bilgilerini de savunmaya başlıyor. Bir bakmışsınız, kahve molasında başlayan tartışma Oxford sözlüğüne kadar uzanmış!
1. Disagree Hangi Preposition Alır? Önce Temel Kuralı Öğrenelim
İngilizcede disagree fiili en sık with, about ve on edatlarıyla kullanılır. Ayrıca bazı durumlarda doğrudan nesne almadan veya that ile başlayan bir cümleyle de kullanılabilir.
Ancak bu edatların hepsi aynı anlama gelmez. Hangisini seçeceğimiz, anlaşmazlığın kiminle yaşandığına veya hangi konuyla ilgili olduğuna bağlıdır.
Disagree with: Bir kişiyle, bir fikirle, bir görüşle ya da bir öneriyle aynı düşüncede olmamak.
Örnekler:
- I disagree with you. (Seninle aynı fikirde değilim.)
- I disagree with your opinion. (Senin görüşüne katılmıyorum.)
- She disagrees with the decision. (Karara katılmıyor.)
- We disagree with this approach. (Bu yaklaşıma katılmıyoruz.)
Disagree about: Bir konu hakkında farklı düşüncelere sahip olmak.
Örnekler:
- We disagree about money. (Para konusunda farklı düşünüyoruz.)
- They disagree about how to solve the problem. (Sorunun nasıl çözüleceği konusunda anlaşamıyorlar.)
- My friends and I disagree about politics. (Arkadaşlarımla siyaset konusunda farklı düşünüyoruz.)
Disagree on: Özellikle belirli bir mesele, karar, seçenek veya ayrıntı üzerinde uzlaşamamak.
Örnekler:
- We disagree on the best solution. (En iyi çözüm konusunda anlaşamıyoruz.)
- They disagree on the date of the meeting. (Toplantının tarihi konusunda anlaşamıyorlar.)
- The committee disagreed on the final proposal. (Komite son öneri üzerinde uzlaşamadı.)
Peki, bütün bunları nasıl akılda tutacağız? Benim pratik yöntemim şu: Karşımda bir insan varsa çoğunlukla with, tartışılan genel bir konu varsa about, üzerinde uzlaşılması gereken belirli bir mesele varsa on kullanmayı düşünürüm. Bu, her durumda mekanik biçimde uygulanacak katı bir kural değildir ama başlangıç için oldukça işe yarar.
2. Disagree With: İnsanlarla Aynı Fikirde Olmamak
Gelelim en sık kullanılan yapıya. Bir arkadaşınıza, öğretmeninize, iş arkadaşınıza veya internetteki bir tartışma katılımcısına katılmadığınızı söylemek istiyorsanız disagree with en doğal seçeneklerden biridir.
Örneğin:
“I disagree with your argument.”
Bu cümle, “Savunduğun argümana katılmıyorum” anlamına gelir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Birinin fikrine katılmamak, o kişiyi sevmemek veya ona saygı duymamak anlamına gelmez. İngilizce öğrenirken bu ayrımı fark etmek, yalnızca dil becerisi açısından değil, iletişim açısından da değerlidir.
Bir forum tartışmasını düşünelim. Mert, uzaktan çalışmanın verimliliği artırdığını savunuyor. Elif ise bazı ekiplerde yüz yüze iletişimin daha etkili olabileceğini söylüyor.
Mert şöyle diyebilir:
“I disagree with Elif's conclusion, but I understand her point.”
(Elif'in vardığı sonuca katılmıyorum ama ne demek istediğini anlıyorum.)
Elif de şu cevabı verebilir:
“I disagree with Mert on this issue, although his argument makes sense in some situations.”
(Mert'le bu konuda aynı fikirde değilim, ancak argümanı bazı durumlarda mantıklı.)
Burada kadın ve erkek karakterleri farklı iletişim tarzlarıyla ele almak mümkün olsa da bunu biyolojik bir kural gibi sunmak doğru olmaz. Mert, çözüm üretmeye odaklanan biri olabilir; Elif ise ekipteki insanların ihtiyaçlarını ve iletişimin etkilerini önceliklendirebilir. Aynı şekilde Elif son derece stratejik davranabilir, Mert de ilişkilerin korunmasına önem verebilir.
İnsanları cinsiyetlerine göre hazır kalıplara yerleştirmek yerine kişiliklerini, deneyimlerini ve içinde bulundukları koşulları anlamaya çalışmak daha gerçekçidir.
Peki, sizce bir tartışmada asıl başarı karşı tarafı yenmek midir, yoksa iki tarafın da meseleyi daha iyi anlamasını sağlamak mı?
3. Disagree About: Konu Üzerinde Anlaşamamak
Disagree about, tartışmanın merkezinde bir konu bulunduğunda kullanılır. Özellikle para, eğitim, siyaset, tatil planları, iş bölümü veya günlük alışkanlıklar hakkında konuşurken karşımıza çıkar.
Örneğin:
“My brother and I disagree about how to spend our holidays.”
(Erkek kardeşimle tatilimizi nasıl geçireceğimiz konusunda farklı düşünüyoruz.)
Bu cümlede anlaşmazlık doğrudan kardeşin kişiliğiyle ilgili değildir. Tartışılan şey tatilin nasıl geçirileceğidir.
Başka bir örnek:
“Sarah and David disagree about whether children should have smartphones.”
(Sarah ve David, çocukların akıllı telefon sahibi olması gerekip gerekmediği konusunda anlaşamıyor.)
Sarah çocukların güvenliğini, sosyal ilişkilerini ve dijital alışkanlıklarını düşünüyor olabilir. David ise teknoloji kullanımının eğitim fırsatlarını artırabileceğine odaklanabilir. Fakat rollerini tersine çevirmek de son derece mümkündür. Birinin bakış açısını belirleyen şey yalnızca cinsiyeti değil; mesleği, deneyimi, değerleri ve kişisel öncelikleridir.
Disagree about kullanımını hatırlamak için şu örneğe dikkat edin:
“We disagree about money.”
Bu cümle para konusunda farklı düşündüğümüzü anlatır.
“We disagree with each other.”
Bu cümle ise birbirimizin görüşlerine katılmadığımızı ifade eder.
İkisi de doğrudur ama vurguları farklıdır. İlkinde tartışmanın konusu, ikincisinde ise karşılıklı fikir ayrılığı öne çıkar.
4. Disagree On: Belirli Bir Kararda Uzlaşamamak
Disagree on, özellikle bir kararın veya belirli bir meselenin değerlendirilmesinde farklı görüşler bulunduğunda kullanılır.
Örneğin:
“The managers disagree on the best way to reduce costs.”
(Yöneticiler maliyetleri azaltmanın en iyi yolu konusunda anlaşamıyor.)
Bir yönetici çalışan sayısını azaltmayı önerirken diğeri gereksiz harcamaların kısılmasını savunabilir. Üçüncü bir yönetici ise otomasyon yatırımlarının uzun vadede daha mantıklı olacağını düşünebilir.
İngilizce öğrenirken insanın başına gelen bazı olaylar vardır ki bunları yaşamadan dil öğrenmiş sayılmazsınız. Mesela, birine gayet özgüvenli bir şekilde “I disagree to you” dersiniz. Karşınızdaki kişi gülümser, başını hafifçe yana eğer ve sizi düzeltmeye hazırlanır. O an anlarsınız ki hayatta herkesin bir fikri vardır ama İngilizce dilbilgisinin de kendine göre kuralları vardır! İşte bugün tam da bu konuyu konuşacağız: Disagree hangi preposition ile kullanılır?
Konu ilk bakışta basit görünebilir. Sonuçta disagree, anlaşmamak demek. Peki, biriyle mi anlaşmıyoruz, bir fikirle mi, yoksa bir kararın kendisiyle mi? İngilizce burada küçük ama önemli ayrımlar yapıyor. Üstelik yanlış edat seçimi bazen cümlenin anlamını bulanıklaştırabiliyor.
Forumda bu konuyu açmamın bir başka nedeni de şu: İnsanlar anlaşmazlık yaşadıklarında yalnızca fikirlerini değil, bazen dilbilgisi bilgilerini de savunmaya başlıyor. Bir bakmışsınız, kahve molasında başlayan tartışma Oxford sözlüğüne kadar uzanmış!
1. Disagree Hangi Preposition Alır? Önce Temel Kuralı Öğrenelim
İngilizcede disagree fiili en sık with, about ve on edatlarıyla kullanılır. Ayrıca bazı durumlarda doğrudan nesne almadan veya that ile başlayan bir cümleyle de kullanılabilir.
Ancak bu edatların hepsi aynı anlama gelmez. Hangisini seçeceğimiz, anlaşmazlığın kiminle yaşandığına veya hangi konuyla ilgili olduğuna bağlıdır.
Disagree with: Bir kişiyle, bir fikirle, bir görüşle ya da bir öneriyle aynı düşüncede olmamak.
Örnekler:
- I disagree with you. (Seninle aynı fikirde değilim.)
- I disagree with your opinion. (Senin görüşüne katılmıyorum.)
- She disagrees with the decision. (Karara katılmıyor.)
- We disagree with this approach. (Bu yaklaşıma katılmıyoruz.)
Disagree about: Bir konu hakkında farklı düşüncelere sahip olmak.
Örnekler:
- We disagree about money. (Para konusunda farklı düşünüyoruz.)
- They disagree about how to solve the problem. (Sorunun nasıl çözüleceği konusunda anlaşamıyorlar.)
- My friends and I disagree about politics. (Arkadaşlarımla siyaset konusunda farklı düşünüyoruz.)
Disagree on: Özellikle belirli bir mesele, karar, seçenek veya ayrıntı üzerinde uzlaşamamak.
Örnekler:
- We disagree on the best solution. (En iyi çözüm konusunda anlaşamıyoruz.)
- They disagree on the date of the meeting. (Toplantının tarihi konusunda anlaşamıyorlar.)
- The committee disagreed on the final proposal. (Komite son öneri üzerinde uzlaşamadı.)
Peki, bütün bunları nasıl akılda tutacağız? Benim pratik yöntemim şu: Karşımda bir insan varsa çoğunlukla with, tartışılan genel bir konu varsa about, üzerinde uzlaşılması gereken belirli bir mesele varsa on kullanmayı düşünürüm. Bu, her durumda mekanik biçimde uygulanacak katı bir kural değildir ama başlangıç için oldukça işe yarar.
2. Disagree With: İnsanlarla Aynı Fikirde Olmamak
Gelelim en sık kullanılan yapıya. Bir arkadaşınıza, öğretmeninize, iş arkadaşınıza veya internetteki bir tartışma katılımcısına katılmadığınızı söylemek istiyorsanız disagree with en doğal seçeneklerden biridir.
Örneğin:
“I disagree with your argument.”
Bu cümle, “Savunduğun argümana katılmıyorum” anlamına gelir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Birinin fikrine katılmamak, o kişiyi sevmemek veya ona saygı duymamak anlamına gelmez. İngilizce öğrenirken bu ayrımı fark etmek, yalnızca dil becerisi açısından değil, iletişim açısından da değerlidir.
Bir forum tartışmasını düşünelim. Mert, uzaktan çalışmanın verimliliği artırdığını savunuyor. Elif ise bazı ekiplerde yüz yüze iletişimin daha etkili olabileceğini söylüyor.
Mert şöyle diyebilir:
“I disagree with Elif's conclusion, but I understand her point.”
(Elif'in vardığı sonuca katılmıyorum ama ne demek istediğini anlıyorum.)
Elif de şu cevabı verebilir:
“I disagree with Mert on this issue, although his argument makes sense in some situations.”
(Mert'le bu konuda aynı fikirde değilim, ancak argümanı bazı durumlarda mantıklı.)
Burada kadın ve erkek karakterleri farklı iletişim tarzlarıyla ele almak mümkün olsa da bunu biyolojik bir kural gibi sunmak doğru olmaz. Mert, çözüm üretmeye odaklanan biri olabilir; Elif ise ekipteki insanların ihtiyaçlarını ve iletişimin etkilerini önceliklendirebilir. Aynı şekilde Elif son derece stratejik davranabilir, Mert de ilişkilerin korunmasına önem verebilir.
İnsanları cinsiyetlerine göre hazır kalıplara yerleştirmek yerine kişiliklerini, deneyimlerini ve içinde bulundukları koşulları anlamaya çalışmak daha gerçekçidir.
Peki, sizce bir tartışmada asıl başarı karşı tarafı yenmek midir, yoksa iki tarafın da meseleyi daha iyi anlamasını sağlamak mı?
3. Disagree About: Konu Üzerinde Anlaşamamak
Disagree about, tartışmanın merkezinde bir konu bulunduğunda kullanılır. Özellikle para, eğitim, siyaset, tatil planları, iş bölümü veya günlük alışkanlıklar hakkında konuşurken karşımıza çıkar.
Örneğin:
“My brother and I disagree about how to spend our holidays.”
(Erkek kardeşimle tatilimizi nasıl geçireceğimiz konusunda farklı düşünüyoruz.)
Bu cümlede anlaşmazlık doğrudan kardeşin kişiliğiyle ilgili değildir. Tartışılan şey tatilin nasıl geçirileceğidir.
Başka bir örnek:
“Sarah and David disagree about whether children should have smartphones.”
(Sarah ve David, çocukların akıllı telefon sahibi olması gerekip gerekmediği konusunda anlaşamıyor.)
Sarah çocukların güvenliğini, sosyal ilişkilerini ve dijital alışkanlıklarını düşünüyor olabilir. David ise teknoloji kullanımının eğitim fırsatlarını artırabileceğine odaklanabilir. Fakat rollerini tersine çevirmek de son derece mümkündür. Birinin bakış açısını belirleyen şey yalnızca cinsiyeti değil; mesleği, deneyimi, değerleri ve kişisel öncelikleridir.
Disagree about kullanımını hatırlamak için şu örneğe dikkat edin:
“We disagree about money.”
Bu cümle para konusunda farklı düşündüğümüzü anlatır.
“We disagree with each other.”
Bu cümle ise birbirimizin görüşlerine katılmadığımızı ifade eder.
İkisi de doğrudur ama vurguları farklıdır. İlkinde tartışmanın konusu, ikincisinde ise karşılıklı fikir ayrılığı öne çıkar.
4. Disagree On: Belirli Bir Kararda Uzlaşamamak
Disagree on, özellikle bir kararın veya belirli bir meselenin değerlendirilmesinde farklı görüşler bulunduğunda kullanılır.
Örneğin:
“The managers disagree on the best way to reduce costs.”
(Yöneticiler maliyetleri azaltmanın en iyi yolu konusunda anlaşamıyor.)
Bir yönetici çalışan sayısını azaltmayı önerirken diğeri gereksiz harcamaların kısılmasını savunabilir. Üçüncü bir yönetici ise otomasyon yatırımlarının uzun vadede daha mantıklı olacağını düşünebilir.