Pes vermek ne anlama gelir ?

Koray

Genel Mod
Global Mod
Pes Vermek Ne Anlama Gelir? Vazgeçmek, Yenilgiyi Kabul Etmek ve Bırakmanın Psikolojisi

Pes Vermek Ne Anlama Gelir? Günlük Dildeki Anlamından Psikolojik Boyutuna

“Pes vermek” ifadesini özellikle tartışmalarda, ilişkilerde, iş hayatında veya bir hedefin peşinden giderken sık duyuyoruz. “Artık pes verdi”, “Bu noktada pes vermek zorunda kaldı” ya da “Pes vermek başarısızlık mıdır?” gibi cümleler aslında tek bir davranışın çok farklı şekillerde yorumlanabildiğini gösteriyor. Bence asıl ilginç nokta da burada başlıyor: Bir insanın mücadeleyi bırakması gerçekten yenilgi midir, yoksa bazen doğru zamanda geri çekilmek daha rasyonel bir karar olabilir mi?

Öncelikle küçük bir dil notu düşmek gerekiyor. Türkçede sözlüklerde yerleşik deyim olarak esas ifade “pes etmek” şeklindedir. “Pes etmek”; yenilgiyi kabul etmek, mücadeleyi bırakmak veya karşı tarafın üstünlüğünü kabul etmek anlamlarında kullanılır. Güreşte ise rakibin yenilgiyi kabul ettiğini bildirmesiyle doğrudan fiziksel bir anlam da taşır. Günlük konuşmada “pes vermek” ifadesi ise çoğu zaman “pes etmek” anlamında kullanılmaktadır.

Fakat “pes etmek” ile “vazgeçmek”, “mücadeleyi bırakmak”, “yenilgiyi kabul etmek” ve “stratejik olarak geri çekilmek” aynı şey değildir. Konuyu bence asıl değerli yapan ayrım da bu.

“Pes Etmek” ile “Vazgeçmek” Aynı Şey mi?

İlk bakışta ikisi birbirinin eş anlamlısı gibi görünebilir. Ancak psikolojik açıdan aralarında önemli farklar vardır.

Bir kişi “Bu sınavı geçemeyeceğim, çalışmayı bırakıyorum” dediğinde hedefinden vazgeçmiş olabilir. Fakat “Bu sınava bu yıl girmeyeceğim, gelecek yıl daha iyi hazırlanacağım” dediğinde aynı davranış dışarıdan bakıldığında geri çekilmek gibi görünse de aslında hedef tamamen terk edilmemiştir.

Araştırmalar da hedeflere bağlılığın yalnızca “devam etmek” veya “bırakmak” şeklinde iki kutuplu olmadığını gösteriyor. Günlük yaşamda insanlar hedeflerini geçici olarak askıya alabiliyor, yeniden başlayabiliyor veya artık ulaşılması mümkün olmayan hedeflerden stratejik biçimde uzaklaşabiliyor. Moshontz ve Hoyle'un çalışmaları, sürekliliğin yalnızca pes etme dürtüsüne direnmekten ibaret olmadığını; fırsatları fark etmek ve gerektiğinde yeniden başlamak gibi süreçleri de içerdiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle “Pes etti” cümlesi tek başına yeterli bilgi vermiyor.

Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Bakışı: Gerçekten Böyle mi?

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Erkekleri “mantıklı”, kadınları “duygusal” diye kategorilere ayırmak bilimsel açıdan sağlıklı değil. Her iki grupta da analitik düşünen, duygularıyla hareket eden, sosyal çevresinden yoğun biçimde etkilenen veya tamamen bireysel karar veren insanlar bulunuyor.

Yine de forumlarda sık karşılaşılan bir eğilim üzerinden konuşabiliriz. Bazı erkekler pes etme kararını daha çok sonuç, maliyet, olasılık ve kaynak kullanımı üzerinden değerlendirebiliyor. Örneğin bir girişimci üç yıl boyunca para kaybettiği bir projeyi şu sorularla değerlendirebilir:

“Ne kadar yatırım yaptım?”

“Bundan sonra ne kadar yatırım gerekiyor?”

“Başarı ihtimali nedir?”

“Alternatif bir projeye geçersem daha yüksek getiri elde edebilir miyim?”

Bu bakış açısından mücadeleyi bırakmak otomatik olarak zayıflık anlamına gelmez. Hatta bazen kaynakların yanlış yerde tüketilmesini engelleyen rasyonel bir karar olabilir.

Psikoloji literatüründeki “goal disengagement”, yani hedeften kopma araştırmaları da bu noktayı destekliyor. Nature Reviews Psychology'de yayımlanan 2024 tarihli bir derleme, hedeflerden vazgeçmenin her zaman olumsuz olmadığını; insanların aynı anda birden fazla hedefe sahip olması ve zaman, enerji, para gibi sınırlı kaynakları paylaşmak zorunda kalması nedeniyle bazı hedeflerden uzaklaşmanın psikolojik açıdan yararlı olabileceğini belirtiyor.

Dolayısıyla “Ben pes etmem” sözü kulağa güçlü gelse de her durumda iyi bir strateji olmayabilir.

Örneğin sürekli zarar eden bir işten sırf “pes etmiş görünmemek” için ayrılmamak, ekonomik açıdan mantıklı olmayabilir.

Kadınların Duygusal ve Toplumsal Etkilere Odaklanan Bakışı: Ne Kadar Genellenebilir?

Kadınların pes etme davranışına ilişkin değerlendirmelerinde ilişkiler, aile, sosyal destek, güvenlik, bakım sorumlulukları ve toplumun beklentileri bazı durumlarda daha görünür hale gelebilir. Fakat bunu “kadınlar duygusaldır” şeklinde açıklamak hem eksik hem de stereotipik olur.

Araştırmalar bazı ortalama farklılıklar gösterse de bunların bireysel düzeyde kesin kurallar olmadığını özellikle vurgulamak gerekiyor. Örneğin Tamres, Janicki ve Helgeson tarafından yapılan meta-analiz, kadınların çeşitli başa çıkma stratejilerini erkeklerden daha fazla kullandığını; özellikle başkalarından duygusal destek alma ve sorunları sözel olarak ifade etme gibi yöntemlerde farklar bulunduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte araştırmacılar bazı farklılıkların stres faktörünün niteliğine ve toplumsal rol kısıtlarına bağlı olduğunu da belirtmiştir.

Bu ayrım önemli.

Bir kadın kötü giden bir ilişkiyi yalnızca “çok sevdiği için” sürdürmüyor olabilir. Çocukların sorumluluğu, ekonomik bağımlılık, aile baskısı, güvenlik endişesi veya sosyal çevrenin tepkisi kararını etkileyebilir.

Başka bir kadın ise tam tersine bütün bu faktörlere rağmen “Bu ilişki benim için sağlıklı değil” diyerek ayrılabilir.

Aynı şekilde bir erkek de dışarıdan tamamen objektif görünen bir karar verirken aslında toplumun “güçlü erkek pes etmez” beklentisinden etkilenebilir.

Dünya Sağlık Örgütü de toplumsal cinsiyet rollerinin sağlık davranışlarını etkileyebildiğini; özellikle bazı erkeklik normlarının yardım istemeyi, duyguları ifade etmeyi ve sağlık hizmetlerine başvurmayı zorlaştırabildiğini belirtiyor.

Yani “erkek objektif, kadın duygusal” formülü gerçeği açıklamak için fazla basit kalıyor.

Asıl Fark Cinsiyetten Çok Kararın Verildiği Koşullarda Olabilir

Bence “Kim daha çok pes eder?” sorusundan daha anlamlı soru “İnsan hangi koşullarda pes eder?” sorusu.

Çünkü ekonomik güvence, yaş, eğitim, sosyal destek, aile sorumlulukları, kişilik özellikleri, geçmiş başarısızlıklar ve hedefin kişinin hayatındaki önemi karar üzerinde etkili olabilir.

Örneğin iki kişi aynı işten ayrılıyor olsun.

Birinci kişi 28 yaşında, ekonomik olarak bağımsız, başka iş teklifleri alan ve uzun zamandır kariyer değiştirmek isteyen biri olabilir.

İkinci kişi 45 yaşında, iki çocuklu, borçları bulunan ve aynı sektörde iş bulması zor bir kişi olabilir.

İkisine de “Neden pes ettin?” demek aynı davranışın arkasındaki gerçekliği görmemek olur.

İlk kişinin kararı stratejik bir yön değişikliği olabilirken ikinci kişinin kararı ekonomik zorunluluk olabilir.

WHO da ruh sağlığının yalnızca bireysel özelliklerle açıklanamayacağını; ekonomik koşullar, sosyal çevre, eşitsizlik, güvenli çalışma, topluluk bağları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerin birlikte etkili olduğunu belirtiyor.

Dolayısıyla pes etme davranışını değerlendirirken kişinin cinsiyetinden önce kaynaklarına, seçeneklerine ve içinde bulunduğu koşullara bakmak daha anlamlı olabilir.

“Asla Pes Etme” Sözü Gerçekten Doğru mu?

Burada popüler kültürün etkisi çok büyük. “Asla pes etme” mesajı spor, eğitim, kariyer ve kişisel gelişim alanlarında sıkça kullanılıyor.

Elbette bunun önemli bir doğruluk payı var. İnsan ilk başarısızlıkta vazgeçerse öğrenme ve gelişme fırsatlarını kaçırabilir.
 
Üst