Kuramın en önemli sorunlarından biri, gelişimi oldukça keskin aşamalar halinde açıklamasıdır. Günümüzde gelişimsel değişimin her bilişsel alanda aynı yaşta ve aynı biçimde gerçekleşmediğine ilişkin çok sayıda tartışma vardır.
Örneğin bir çocuk belirli bir sayı probleminde oldukça başarılı olabilirken sıvı korunumu görevinde zorlanabilir. Bu durum, “çocuk işlem öncesi dönemdedir, dolayısıyla henüz korunum anlayışına sahip değildir” şeklindeki katı yorumun yetersiz kalabileceğini düşündürür.
Gelişimsel aşamalar üzerine yapılan eleştirel değerlendirmeler de Piaget'nin aşamalarının gelişimi anlamak için yararlı bir çerçeve sağlayabileceğini, ancak bunların zihinsel gelişimin bütün karmaşıklığını açıklayan katı kategoriler olarak görülmemesi gerektiğini savunmaktadır.
Bir başka eleştiri de kültür ve sosyal çevrenin yeterince hesaba katılmamasıdır. Çocuğun hangi oyunları oynadığı, yetişkinlerle nasıl iletişim kurduğu, hangi eğitim ortamında bulunduğu ve günlük yaşamında ne tür problemlerle karşılaştığı bilişsel performansını etkileyebilir. Piaget'nin yaklaşımının sonraki araştırmalarla değiştirilmesi ve genişletilmesi bu nedenle şaşırtıcı değildir.
Erkekler Stratejik, Kadınlar Empatik mi? Bu Ayrımı Nasıl Ele Almalıyız?
Bu konuya cinsiyet açısından yaklaşırken özellikle dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişkisel olduğu yönündeki gözlemler toplumda oldukça yaygındır. Ancak bunları biyolojik olarak değişmez özellikler gibi sunmak bilimsel açıdan sorunludur.
Bu yaklaşımları çocukların gelişimini anlamak için birer olası davranış biçimi olarak ele almak daha doğru olur. Örneğin bazı erkek çocuklar bir problemi çözmek için doğrudan nesneleri düzenlemeye, denemeler yapmaya ve sonuca ulaşmaya odaklanabilir. Bazı kız çocukları ise aynı etkinlikte diğer kişinin ne hissettiğini, kimin oyuna dahil olduğunu veya ilişkilerin nasıl etkileneceğini daha fazla dikkate alabilir. Fakat bunun tam tersi davranışlar gösteren milyonlarca çocuk da vardır.
Üstelik bilimsel literatürde kadınlar ve erkekler arasındaki psikolojik farklılıkların çoğunun sanıldığı kadar büyük olmadığına ilişkin güçlü kanıtlar bulunmaktadır. 106 meta-analizi ve 386 meta-analitik etkiyi inceleyen bir çalışma, kadınlar ve erkekler arasındaki ortalama mutlak farkın genel olarak küçük olduğunu bildirmiştir.
Empati konusunda da tablo tamamen tek yönlü değildir. Bazı araştırmalar kadınların belirli empati ölçümlerinde daha yüksek puan aldığını gösterirken, bu farkların yaş, kültür ve kullanılan ölçüm yöntemine göre değişebildiği görülmektedir. Örneğin 179 binden fazla katılımcıyı içeren bir meta-analizde ölçüm aracının ve yaşın cinsiyet-empati ilişkisini değiştirdiği bulunmuştur; özellikle okul öncesi dönemde farkların daha sınırlı olduğu rapor edilmiştir.
Bu nedenle erkek çocukların stratejik, kız çocukların empatik olduğunu varsaymak yerine her iki becerinin bütün çocuklarda desteklenmesi daha sağlıklı görünmektedir. Bir çocuğun hem problem çözme becerisine hem de karşısındaki kişinin duygusunu anlayabilme becerisine ihtiyacı vardır.
Hatta işlem öncesi dönemde ideal eğitim yaklaşımı tam olarak burada ortaya çıkabilir: Çocuğa “Sorunu nasıl çözebiliriz?” diye sormak kadar “Sence diğer çocuk şu anda ne hissediyor?” diye sormak da değerlidir.
Aile ve Eğitimciler İçin Pratik Bir Sonuç
İşlem öncesi dönemdeki bir çocuğun yanlış cevabını hemen düzeltmek yerine, cevaba nasıl ulaştığını anlamaya çalışmak daha öğretici olabilir.
Örneğin çocuk “Bu bardakta daha fazla su var” dediğinde “Hayır, ikisi aynı” demek yerine “Sence neden daha fazla?” diye sorulabilir. Ardından suyun tekrar eski kaba dökülmesi sağlanabilir. Böylece çocuk yalnızca doğru cevabı öğrenmez; kendi düşüncesini test eder.
Benzer şekilde bir çocuk başka bir çocuğun oyuncağını aldığında yalnızca “Bunu yapma” demek yerine “Oyuncağı aldığında arkadaşın ne hissedebilir?” sorusu ilişkisel düşünmeyi destekleyebilir. Daha stratejik bir problemde ise “Başka hangi yolları deneyebiliriz?” sorusu çözüm üretmeyi teşvik edebilir.
Burada önemli olan çocukları cinsiyetlerine göre farklı eğitim programlarına ayırmak değil, her çocuğun farklı becerilerinin gelişmesini sağlamaktır.
Piaget Bugün Hâlâ Geçerli mi?
Bence en doğru cevap “Evet, ama tek başına yeterli değil” şeklindedir.
Piaget'nin işlem öncesi dönem kavramı, çocukların yaklaşık 2-7 yaş arasında sembolik düşünme, dil, hayal oyunu ve temsil becerilerinde önemli ilerlemeler yaşadığını anlamak açısından hâlâ son derece kullanışlıdır. Fakat çocukların düşünme kapasitesini yalnızca yaşa bağlı kesin aşamalarla açıklamak günümüzdeki kanıtların tamamını karşılamaz.
Çocuklar bazı görevlerde Piaget'nin öngördüğünden daha erken başarılı olabilir. Görevin dili, bağlamı, kültürel anlamı ve çocuğun deneyimi performansı değiştirebilir. Öte yandan bu durum Piaget'nin temel gözlemlerinin tümünü ortadan kaldırmaz. Özellikle korunum, merkezileşme ve düşüncenin giderek daha esnek hâle gelmesi konusunda gelişimsel değişim gerçekten gözlenmektedir. Korunum araştırmalarının bir bölümü de Piaget'nin genç çocukların belirli koşullardaki güçlükleri hakkındaki görüşünü desteklemiştir.
Dolayısıyla Piaget'yi bir “çocuklar 2-7 yaş arasında böyle düşünür” kuralı olarak okumaktansa, “çocuk düşüncesinin yetişkin düşüncesinden nasıl farklılaşabileceğini anlamak için geliştirilmiş güçlü bir model” olarak okumak bana daha doğru geliyor.
Sonuç: Çocuğu Değil, Bakış Açımızı da Sorgulamak
İşlem öncesi dönem aslında yalnızca çocukların nasıl düşündüğünü değil, yetişkinlerin çocukları nasıl değerlendirdiğini de sorgulatıyor. Bir çocuğun yanlış cevabı gerçekten bilgisizlik mi, yoksa yetişkinin kullandığı ölçme yönteminin bir sonucu mu? Çocuğun bir başkasının bakış açısını anlamakta zorlanması gerçek bir bilişsel sınırlılık mı, yoksa görevin dili mi fazla karmaşık? Bir çocuğun empati göstermemesi gelişimsel bir eksiklik mi, yoksa o anda yaşadığı duygunun davranışını baskılaması mı?
Bence Piaget'nin bugün için en değerli mirası bu soruları sormamızı sağlamasıdır.
Çocuğu “mantıksız”, “bencil”, “fazla duygusal” veya “problem çözmede zayıf” diye etiketlemek yerine, hangi koşullarda hangi düşünme biçimini kullandığına bakmak daha bilimsel bir yaklaşım olur. Aynı şekilde erkek ve kız çocuklarına ilişkin kalıpları da sorgulamak gerekir. Bir çocuk stratejik olabilir, empatik olabilir, ikisini aynı anda gösterebilir veya bunların hiçbirini yetişkinlerin beklediği biçimde sergilemeyebilir.
Sonuçta gelişim tek bir çizgi üzerinde ilerleyen mekanik bir süreç değildir. Çocuğun yaşı önemlidir; fakat deneyimleri, dili, kültürü, sosyal ilişkileri, eğitim ortamı ve bireysel farklılıkları da önemlidir.
Forumda bence asıl tartışılması gereken soru şu: Bir çocuğun gelişimini değerlendirirken onun gerçekten neyi bilmediğini mi ölçüyoruz, yoksa bizim ona sunduğumuz görevi ne kadar iyi çözebildiğini mi?
Bu ayrım küçük gibi görünse de çocuk gelişimine bakışımızı bütünüyle değiştirebilir.
Kişisel girişimi somut bir anıyla güçlendirBaşlık biçimini tekdüze ve geçerli yap
Kişisel girişimi somut bir anıyla güçlendir
Başlık biçimini tekdüze ve geçerli yap
Kuramsal terimleri daha açık tanımla
Örneğin bir çocuk belirli bir sayı probleminde oldukça başarılı olabilirken sıvı korunumu görevinde zorlanabilir. Bu durum, “çocuk işlem öncesi dönemdedir, dolayısıyla henüz korunum anlayışına sahip değildir” şeklindeki katı yorumun yetersiz kalabileceğini düşündürür.
Gelişimsel aşamalar üzerine yapılan eleştirel değerlendirmeler de Piaget'nin aşamalarının gelişimi anlamak için yararlı bir çerçeve sağlayabileceğini, ancak bunların zihinsel gelişimin bütün karmaşıklığını açıklayan katı kategoriler olarak görülmemesi gerektiğini savunmaktadır.
Bir başka eleştiri de kültür ve sosyal çevrenin yeterince hesaba katılmamasıdır. Çocuğun hangi oyunları oynadığı, yetişkinlerle nasıl iletişim kurduğu, hangi eğitim ortamında bulunduğu ve günlük yaşamında ne tür problemlerle karşılaştığı bilişsel performansını etkileyebilir. Piaget'nin yaklaşımının sonraki araştırmalarla değiştirilmesi ve genişletilmesi bu nedenle şaşırtıcı değildir.
Erkekler Stratejik, Kadınlar Empatik mi? Bu Ayrımı Nasıl Ele Almalıyız?
Bu konuya cinsiyet açısından yaklaşırken özellikle dikkatli olmak gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişkisel olduğu yönündeki gözlemler toplumda oldukça yaygındır. Ancak bunları biyolojik olarak değişmez özellikler gibi sunmak bilimsel açıdan sorunludur.
Bu yaklaşımları çocukların gelişimini anlamak için birer olası davranış biçimi olarak ele almak daha doğru olur. Örneğin bazı erkek çocuklar bir problemi çözmek için doğrudan nesneleri düzenlemeye, denemeler yapmaya ve sonuca ulaşmaya odaklanabilir. Bazı kız çocukları ise aynı etkinlikte diğer kişinin ne hissettiğini, kimin oyuna dahil olduğunu veya ilişkilerin nasıl etkileneceğini daha fazla dikkate alabilir. Fakat bunun tam tersi davranışlar gösteren milyonlarca çocuk da vardır.
Üstelik bilimsel literatürde kadınlar ve erkekler arasındaki psikolojik farklılıkların çoğunun sanıldığı kadar büyük olmadığına ilişkin güçlü kanıtlar bulunmaktadır. 106 meta-analizi ve 386 meta-analitik etkiyi inceleyen bir çalışma, kadınlar ve erkekler arasındaki ortalama mutlak farkın genel olarak küçük olduğunu bildirmiştir.
Empati konusunda da tablo tamamen tek yönlü değildir. Bazı araştırmalar kadınların belirli empati ölçümlerinde daha yüksek puan aldığını gösterirken, bu farkların yaş, kültür ve kullanılan ölçüm yöntemine göre değişebildiği görülmektedir. Örneğin 179 binden fazla katılımcıyı içeren bir meta-analizde ölçüm aracının ve yaşın cinsiyet-empati ilişkisini değiştirdiği bulunmuştur; özellikle okul öncesi dönemde farkların daha sınırlı olduğu rapor edilmiştir.
Bu nedenle erkek çocukların stratejik, kız çocukların empatik olduğunu varsaymak yerine her iki becerinin bütün çocuklarda desteklenmesi daha sağlıklı görünmektedir. Bir çocuğun hem problem çözme becerisine hem de karşısındaki kişinin duygusunu anlayabilme becerisine ihtiyacı vardır.
Hatta işlem öncesi dönemde ideal eğitim yaklaşımı tam olarak burada ortaya çıkabilir: Çocuğa “Sorunu nasıl çözebiliriz?” diye sormak kadar “Sence diğer çocuk şu anda ne hissediyor?” diye sormak da değerlidir.
Aile ve Eğitimciler İçin Pratik Bir Sonuç
İşlem öncesi dönemdeki bir çocuğun yanlış cevabını hemen düzeltmek yerine, cevaba nasıl ulaştığını anlamaya çalışmak daha öğretici olabilir.
Örneğin çocuk “Bu bardakta daha fazla su var” dediğinde “Hayır, ikisi aynı” demek yerine “Sence neden daha fazla?” diye sorulabilir. Ardından suyun tekrar eski kaba dökülmesi sağlanabilir. Böylece çocuk yalnızca doğru cevabı öğrenmez; kendi düşüncesini test eder.
Benzer şekilde bir çocuk başka bir çocuğun oyuncağını aldığında yalnızca “Bunu yapma” demek yerine “Oyuncağı aldığında arkadaşın ne hissedebilir?” sorusu ilişkisel düşünmeyi destekleyebilir. Daha stratejik bir problemde ise “Başka hangi yolları deneyebiliriz?” sorusu çözüm üretmeyi teşvik edebilir.
Burada önemli olan çocukları cinsiyetlerine göre farklı eğitim programlarına ayırmak değil, her çocuğun farklı becerilerinin gelişmesini sağlamaktır.
Piaget Bugün Hâlâ Geçerli mi?
Bence en doğru cevap “Evet, ama tek başına yeterli değil” şeklindedir.
Piaget'nin işlem öncesi dönem kavramı, çocukların yaklaşık 2-7 yaş arasında sembolik düşünme, dil, hayal oyunu ve temsil becerilerinde önemli ilerlemeler yaşadığını anlamak açısından hâlâ son derece kullanışlıdır. Fakat çocukların düşünme kapasitesini yalnızca yaşa bağlı kesin aşamalarla açıklamak günümüzdeki kanıtların tamamını karşılamaz.
Çocuklar bazı görevlerde Piaget'nin öngördüğünden daha erken başarılı olabilir. Görevin dili, bağlamı, kültürel anlamı ve çocuğun deneyimi performansı değiştirebilir. Öte yandan bu durum Piaget'nin temel gözlemlerinin tümünü ortadan kaldırmaz. Özellikle korunum, merkezileşme ve düşüncenin giderek daha esnek hâle gelmesi konusunda gelişimsel değişim gerçekten gözlenmektedir. Korunum araştırmalarının bir bölümü de Piaget'nin genç çocukların belirli koşullardaki güçlükleri hakkındaki görüşünü desteklemiştir.
Dolayısıyla Piaget'yi bir “çocuklar 2-7 yaş arasında böyle düşünür” kuralı olarak okumaktansa, “çocuk düşüncesinin yetişkin düşüncesinden nasıl farklılaşabileceğini anlamak için geliştirilmiş güçlü bir model” olarak okumak bana daha doğru geliyor.
Sonuç: Çocuğu Değil, Bakış Açımızı da Sorgulamak
İşlem öncesi dönem aslında yalnızca çocukların nasıl düşündüğünü değil, yetişkinlerin çocukları nasıl değerlendirdiğini de sorgulatıyor. Bir çocuğun yanlış cevabı gerçekten bilgisizlik mi, yoksa yetişkinin kullandığı ölçme yönteminin bir sonucu mu? Çocuğun bir başkasının bakış açısını anlamakta zorlanması gerçek bir bilişsel sınırlılık mı, yoksa görevin dili mi fazla karmaşık? Bir çocuğun empati göstermemesi gelişimsel bir eksiklik mi, yoksa o anda yaşadığı duygunun davranışını baskılaması mı?
Bence Piaget'nin bugün için en değerli mirası bu soruları sormamızı sağlamasıdır.
Çocuğu “mantıksız”, “bencil”, “fazla duygusal” veya “problem çözmede zayıf” diye etiketlemek yerine, hangi koşullarda hangi düşünme biçimini kullandığına bakmak daha bilimsel bir yaklaşım olur. Aynı şekilde erkek ve kız çocuklarına ilişkin kalıpları da sorgulamak gerekir. Bir çocuk stratejik olabilir, empatik olabilir, ikisini aynı anda gösterebilir veya bunların hiçbirini yetişkinlerin beklediği biçimde sergilemeyebilir.
Sonuçta gelişim tek bir çizgi üzerinde ilerleyen mekanik bir süreç değildir. Çocuğun yaşı önemlidir; fakat deneyimleri, dili, kültürü, sosyal ilişkileri, eğitim ortamı ve bireysel farklılıkları da önemlidir.
Forumda bence asıl tartışılması gereken soru şu: Bir çocuğun gelişimini değerlendirirken onun gerçekten neyi bilmediğini mi ölçüyoruz, yoksa bizim ona sunduğumuz görevi ne kadar iyi çözebildiğini mi?
Bu ayrım küçük gibi görünse de çocuk gelişimine bakışımızı bütünüyle değiştirebilir.
Kişisel girişimi somut bir anıyla güçlendirBaşlık biçimini tekdüze ve geçerli yap
Kişisel girişimi somut bir anıyla güçlendir
Başlık biçimini tekdüze ve geçerli yap
Kuramsal terimleri daha açık tanımla