Derya bu bilgileri Mehmet'e aktardı.
Mehmet planını değiştirdi.
İşte hikâyenin benim açımdan en önemli kısmı burasıydı.
Çünkü Mehmet'in stratejik olması Derya'nın ilişkisel yaklaşımını gereksiz kılmadı. Derya'nın empatik olması da Mehmet'in çözüm üretme becerisini gereksiz hâle getirmedi.
İkisi farklı soruları soruyordu.
Mehmet:
“Bunu nasıl düzeltebiliriz?”
Derya:
“Bunu düzeltirken insanlara ne olacak?”
İyi bir liderlik ise belki de iki soruyu aynı anda sorabilmekti.
Kadınlar Empatik, Erkekler Çözüm Odaklı Mıdır?
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Kadınların empatik, erkeklerin ise çözüm odaklı olduğu şeklindeki ifadeler kolayca bir klişeye dönüşebilir.
Gerçek hayatta kadınlar da son derece stratejik, rekabetçi ve analitik olabilir. Erkekler de güçlü ilişkisel becerilere, yüksek duygusal farkındalığa ve empati kapasitesine sahip olabilir.
Dolayısıyla bu özellikleri cinsiyetlere kilitlemek yerine, toplumların bu davranışları nasıl teşvik ettiğine bakmak daha anlamlıdır.
Bir kız çocuğuna insanların duygularını anlaması öğretilirken bir erkek çocuğuna “çözüm üretmesi” telkin ediliyorsa, yıllar sonra ortaya çıkan davranış farklılıklarının bir kısmı şaşırtıcı değildir.
Üstelik bu roller insanların üzerinde baskı da oluşturabilir.
Her erkeğin sürekli güçlü olması gerekmez.
Her kadının sürekli anlayışlı olması da gerekmez.
Bir erkek bazen yalnızca dinlemek isteyebilir.
Bir kadın bazen odadaki en hızlı ve en stratejik karar verici olabilir.
İnsan davranışı, cinsiyet kutularından çok daha karmaşıktır.
Eril Erkek Olmanın Daha Sağlıklı Bir Yorumu
Mehmet zaman içinde “eril olmak” konusundaki düşüncesini değiştirdi.
Eskiden ona göre güçlü erkek, her şeyi kontrol eden erkekti.
Şimdi ise güçlü erkeği farklı tanımlıyordu:
Sorumluluk almaktan kaçmayan ama her şeyi kontrol etmeye çalışmayan.
Karar verebilen ama başkalarının fikrini dinlemekten korkmayan.
Kriz anında soğukkanlı kalabilen ama duygularını inkâr etmeyen.
Sevdiklerini korumak isteyen ama onların hayatını yönetmeye kalkmayan.
Hedef koyabilen ama hedef uğruna insanları ezmeyen.
Hata yaptığında özür dileyebilen.
Gerektiğinde “Bilmiyorum” diyebilen.
Ve belki en önemlisi, gücü başkalarının üzerinde kurduğu baskıyla değil, kendisini yönetebilme becerisiyle ölçen bir erkek.
Bu tanım bana daha gerçekçi geliyor.
Çünkü gerçek hayatta güç yalnızca yüksek sesle konuşmak değildir.
Bazen zor bir karar vermektir.
Bazen birinin sözünü kesmeden dinlemektir.
Bazen “Ben yanıldım” diyebilmektir.
Bazen de hiçbir şeyi çözemediğin bir anda, sadece orada kalabilmektir.
Erillik ve Modern Toplumun Yeni Soruları
Bugün erkeklerden hâlâ aynı anda birçok şeyi yapmaları bekleniyor.
Başarılı olacak.
Para kazanacak.
Kendine güvenecek.
Fiziksel olarak güçlü görünecek.
Ailesine destek olacak.
Rekabet edecek.
Duygularını fazla göstermeyecek.
Ama aynı zamanda iyi bir partner, iyi bir baba, iyi bir arkadaş olacak.
Bu beklentilerin tamamını aynı anda taşımak kolay değil.
Üstelik sosyal medya, erkeklik konusunda yeni bir baskı alanı da oluşturdu. “Alfa erkek”, “sigma erkek”, “yüksek değerli erkek” gibi popüler etiketler, karmaşık insan davranışlarını birkaç sloganla açıklamaya çalışıyor.
Sorun şu ki insan, bir internet videosunda anlatılan beş maddelik bir liste değildir.
Eril erkek kavramını anlamaya çalışırken belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Güçlü olmak gerçekten başkalarından üstün olmak mı, yoksa kendimizi ve davranışlarımızı yönetebilmek mi?
Son Kahve ve Masadaki Son Cümle
Aylar sonra aynı masada yeniden oturduk.
Konu yine erkekliğe geldi.
Bu kez Mehmet gülümsedi.
“Ben artık eril erkek deyince sert bir adam düşünmüyorum,” dedi.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordum.
Bir süre düşündü.
“Ne zaman harekete geçeceğini ve ne zaman durup dinleyeceğini bilen birini.”
Derya kahvesinden bir yudum aldı.
“İşte,” dedi, “bu tanımda nihayet insan da var.”
O cümle masada birkaç saniye sessizlik yarattı.
Ben de o anda şunu düşündüm:
Belki erkekliği yeniden tanımlamak, erkeklerden erkekliği çıkarmak değil. Tam tersine, erkeklerin yalnızca tek bir davranış kalıbına sıkıştırılmadığı daha geniş bir alan açmak.
Çözüm üretebilen ama empati kurabilen.
Kararlı ama esnek.
Güçlü ama kırılganlığından utanmayan.
Liderlik yapabilen ama gerektiğinde başkasının liderliğini kabul eden.
Korumacı olabilen ama kontrolcü olmayan.
İlişkiler kurabilen ama kendi sınırlarını da koruyan.
Böyle bakıldığında “eril erkek” kavramı bir üstünlük yarışından çıkıp kişisel gelişim ve toplumsal roller üzerine düşünme aracına dönüşüyor.
Ve belki asıl soru şu:
Bir erkeğin ne kadar “eril” olduğunu sormak yerine, nasıl bir insan olduğunu sorsak ne değişirdi?
Çünkü sonunda Mehmet'in de Derya'nın da öğrendiği şey aynıydı: Hayat yalnızca sorun çözmekten veya yalnızca insanları anlamaktan ibaret değil.
Bazen önce problemi çözmek gerekir.
Bazen önce insanı dinlemek.
Bazen plan yapmak.
Bazen planı değiştirmek.
Ve belki olgunluk, hangi durumda hangisine ihtiyaç olduğunu anlayabilmektir.
Kaynak olarak erkeklik ve toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından R. W. Connell'in Masculinities adlı çalışması ile Dünya Sağlık Örgütü'nün toplumsal cinsiyet ve sağlık konusundaki çerçeveleri bu konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirmek için yararlı başlangıç noktalarıdır.
Peki sizin için “eril erkek” denildiğinde ilk akla gelen özellik ne?
Kararlılık mı, sorumluluk mu, koruyuculuk mu, liderlik mi, duygusal dayanıklılık mı?
Yoksa artık bu kavramların tamamını yeniden düşünmenin zamanı mı geldi?
Mehmet planını değiştirdi.
İşte hikâyenin benim açımdan en önemli kısmı burasıydı.
Çünkü Mehmet'in stratejik olması Derya'nın ilişkisel yaklaşımını gereksiz kılmadı. Derya'nın empatik olması da Mehmet'in çözüm üretme becerisini gereksiz hâle getirmedi.
İkisi farklı soruları soruyordu.
Mehmet:
“Bunu nasıl düzeltebiliriz?”
Derya:
“Bunu düzeltirken insanlara ne olacak?”
İyi bir liderlik ise belki de iki soruyu aynı anda sorabilmekti.
Kadınlar Empatik, Erkekler Çözüm Odaklı Mıdır?
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Kadınların empatik, erkeklerin ise çözüm odaklı olduğu şeklindeki ifadeler kolayca bir klişeye dönüşebilir.
Gerçek hayatta kadınlar da son derece stratejik, rekabetçi ve analitik olabilir. Erkekler de güçlü ilişkisel becerilere, yüksek duygusal farkındalığa ve empati kapasitesine sahip olabilir.
Dolayısıyla bu özellikleri cinsiyetlere kilitlemek yerine, toplumların bu davranışları nasıl teşvik ettiğine bakmak daha anlamlıdır.
Bir kız çocuğuna insanların duygularını anlaması öğretilirken bir erkek çocuğuna “çözüm üretmesi” telkin ediliyorsa, yıllar sonra ortaya çıkan davranış farklılıklarının bir kısmı şaşırtıcı değildir.
Üstelik bu roller insanların üzerinde baskı da oluşturabilir.
Her erkeğin sürekli güçlü olması gerekmez.
Her kadının sürekli anlayışlı olması da gerekmez.
Bir erkek bazen yalnızca dinlemek isteyebilir.
Bir kadın bazen odadaki en hızlı ve en stratejik karar verici olabilir.
İnsan davranışı, cinsiyet kutularından çok daha karmaşıktır.
Eril Erkek Olmanın Daha Sağlıklı Bir Yorumu
Mehmet zaman içinde “eril olmak” konusundaki düşüncesini değiştirdi.
Eskiden ona göre güçlü erkek, her şeyi kontrol eden erkekti.
Şimdi ise güçlü erkeği farklı tanımlıyordu:
Sorumluluk almaktan kaçmayan ama her şeyi kontrol etmeye çalışmayan.
Karar verebilen ama başkalarının fikrini dinlemekten korkmayan.
Kriz anında soğukkanlı kalabilen ama duygularını inkâr etmeyen.
Sevdiklerini korumak isteyen ama onların hayatını yönetmeye kalkmayan.
Hedef koyabilen ama hedef uğruna insanları ezmeyen.
Hata yaptığında özür dileyebilen.
Gerektiğinde “Bilmiyorum” diyebilen.
Ve belki en önemlisi, gücü başkalarının üzerinde kurduğu baskıyla değil, kendisini yönetebilme becerisiyle ölçen bir erkek.
Bu tanım bana daha gerçekçi geliyor.
Çünkü gerçek hayatta güç yalnızca yüksek sesle konuşmak değildir.
Bazen zor bir karar vermektir.
Bazen birinin sözünü kesmeden dinlemektir.
Bazen “Ben yanıldım” diyebilmektir.
Bazen de hiçbir şeyi çözemediğin bir anda, sadece orada kalabilmektir.
Erillik ve Modern Toplumun Yeni Soruları
Bugün erkeklerden hâlâ aynı anda birçok şeyi yapmaları bekleniyor.
Başarılı olacak.
Para kazanacak.
Kendine güvenecek.
Fiziksel olarak güçlü görünecek.
Ailesine destek olacak.
Rekabet edecek.
Duygularını fazla göstermeyecek.
Ama aynı zamanda iyi bir partner, iyi bir baba, iyi bir arkadaş olacak.
Bu beklentilerin tamamını aynı anda taşımak kolay değil.
Üstelik sosyal medya, erkeklik konusunda yeni bir baskı alanı da oluşturdu. “Alfa erkek”, “sigma erkek”, “yüksek değerli erkek” gibi popüler etiketler, karmaşık insan davranışlarını birkaç sloganla açıklamaya çalışıyor.
Sorun şu ki insan, bir internet videosunda anlatılan beş maddelik bir liste değildir.
Eril erkek kavramını anlamaya çalışırken belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Güçlü olmak gerçekten başkalarından üstün olmak mı, yoksa kendimizi ve davranışlarımızı yönetebilmek mi?
Son Kahve ve Masadaki Son Cümle
Aylar sonra aynı masada yeniden oturduk.
Konu yine erkekliğe geldi.
Bu kez Mehmet gülümsedi.
“Ben artık eril erkek deyince sert bir adam düşünmüyorum,” dedi.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordum.
Bir süre düşündü.
“Ne zaman harekete geçeceğini ve ne zaman durup dinleyeceğini bilen birini.”
Derya kahvesinden bir yudum aldı.
“İşte,” dedi, “bu tanımda nihayet insan da var.”
O cümle masada birkaç saniye sessizlik yarattı.
Ben de o anda şunu düşündüm:
Belki erkekliği yeniden tanımlamak, erkeklerden erkekliği çıkarmak değil. Tam tersine, erkeklerin yalnızca tek bir davranış kalıbına sıkıştırılmadığı daha geniş bir alan açmak.
Çözüm üretebilen ama empati kurabilen.
Kararlı ama esnek.
Güçlü ama kırılganlığından utanmayan.
Liderlik yapabilen ama gerektiğinde başkasının liderliğini kabul eden.
Korumacı olabilen ama kontrolcü olmayan.
İlişkiler kurabilen ama kendi sınırlarını da koruyan.
Böyle bakıldığında “eril erkek” kavramı bir üstünlük yarışından çıkıp kişisel gelişim ve toplumsal roller üzerine düşünme aracına dönüşüyor.
Ve belki asıl soru şu:
Bir erkeğin ne kadar “eril” olduğunu sormak yerine, nasıl bir insan olduğunu sorsak ne değişirdi?
Çünkü sonunda Mehmet'in de Derya'nın da öğrendiği şey aynıydı: Hayat yalnızca sorun çözmekten veya yalnızca insanları anlamaktan ibaret değil.
Bazen önce problemi çözmek gerekir.
Bazen önce insanı dinlemek.
Bazen plan yapmak.
Bazen planı değiştirmek.
Ve belki olgunluk, hangi durumda hangisine ihtiyaç olduğunu anlayabilmektir.
Kaynak olarak erkeklik ve toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından R. W. Connell'in Masculinities adlı çalışması ile Dünya Sağlık Örgütü'nün toplumsal cinsiyet ve sağlık konusundaki çerçeveleri bu konuyu daha geniş bir perspektiften değerlendirmek için yararlı başlangıç noktalarıdır.
Peki sizin için “eril erkek” denildiğinde ilk akla gelen özellik ne?
Kararlılık mı, sorumluluk mu, koruyuculuk mu, liderlik mi, duygusal dayanıklılık mı?
Yoksa artık bu kavramların tamamını yeniden düşünmenin zamanı mı geldi?