Piaget in bilişsel gelişim kuramının 4 temel kuralı ?

Ilay

Genel Mod
Global Mod
Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramının 4 Temel Kuralı: Çocukların Dünyayı Nasıl Öğrendiğini Anlamak

Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramının 4 Temel Kuralı: Çocukların Dünyayı Nasıl Öğrendiğini Anlamak

Bir çocuğun aynı bardaktaki suyun daha uzun bir bardağa aktarılınca “arttığını” düşünmesi ilk bakışta basit bir yanılgı gibi görünebilir. Fakat Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına göre bu tür cevaplar, çocuğun dünyayı yetişkinlerden farklı biçimde anlamlandırdığını gösteren önemli ipuçlarıdır. Çocuk yalnızca eksik bilgiye sahip değildir; olayları açıklamak için kendisine özgü bir zihinsel sistem kurmaktadır.

Jean Piaget’nin 20. yüzyılda geliştirdiği yaklaşımın en önemli taraflarından biri de budur: Çocuk pasif bir bilgi alıcısı değildir. Çevresini araştırır, dener, hata yapar, mevcut düşüncelerini değiştirir ve giderek daha karmaşık zihinsel yapılar oluşturur. Günümüzde Piaget’nin bazı yaş sınırları ve gelişim aşamalarının katılığı eleştirilse de kuram, gelişim psikolojisi ve eğitim bilimleri açısından hâlâ önemli bir tarihsel ve kuramsal referanstır.

Peki “Piaget’nin bilişsel gelişim kuramının 4 temel kuralı” denildiğinde ne anlamalıyız? Burada iki kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor. Piaget’nin kuramında dört temel gelişim aşaması vardır: duyusal-motor, işlem öncesi, somut işlemler ve biçimsel işlemler. Bunun yanında bilişsel gelişimin nasıl gerçekleştiğini açıklayan şema, özümseme, uyumsama ve dengeleme gibi mekanizmalar bulunur.

Bu nedenle konuyu yalnızca yaş aralıklarını ezberleyerek değil, çocuğun düşünme biçiminin neden değiştiğini anlayarak ele almak daha anlamlıdır.

1. Duyusal-Motor Dönem: Dünya Önce Hareketlerle Öğrenilir

Piaget’nin ilk aşaması yaklaşık doğumdan 2 yaşına kadar süren duyusal-motor dönemdir. Çocuk bu dönemde dünyayı büyük ölçüde duyuları ve motor hareketleri aracılığıyla keşfeder.

Yeni doğmuş bir bebeğin eline aldığı nesneyi ağzına götürmesi, yere düşen oyuncağı takip etmesi veya bir nesne görünmez olduğunda onu aramaya başlaması bu dönemin anlaşılması açısından güzel örneklerdir.

Buradaki önemli gelişmelerden biri “nesne devamlılığı” kavramıdır. Bebek zamanla bir nesne görüş alanından çıktığında onun tamamen yok olmadığını anlamaya başlar. Örneğin oyuncak battaniyenin altına saklandığında daha küçük bir bebek ilgisini kaybedebilirken gelişen bebek oyuncağı aramaya başlayabilir.

Ancak modern araştırmalar, bebeklerin bazı bilişsel yeteneklerinin Piaget’nin tahmin ettiğinden daha erken ortaya çıkabileceğini göstermiştir. Örneğin çağdaş gelişim araştırmaları, bebeklerin sayı ve nesne özelliklerine ilişkin bazı duyarlılıkları çok erken dönemde gösterebildiğini ortaya koymuştur. Piaget’nin kuramı bu nedenle günümüzde “çocuk hiçbir şeyi belirli bir yaştan önce yapamaz” şeklinde katı bir takvim olarak kullanılmıyor.

Gerçek yaşam açısından düşünürsek burada önemli bir sonuç ortaya çıkıyor: Bir bebeğin oyuncakla oynama biçimi yalnızca eğlence değildir. Nesneye dokunmak, sallamak, düşürmek ve tekrar almak; neden-sonuç ilişkilerinin keşfedildiği küçük deneylerdir.

Bir başka deyişle çocuk dünyayı önce “yaparak” öğrenir.

2. İşlem Öncesi Dönem: Görünen Şey, Çocuğun Gerçeği Olabilir

Yaklaşık 2-7 yaş arasındaki işlem öncesi dönemde dil, sembolik düşünme ve hayal gücü ciddi biçimde gelişir. Çocuk artık bir sopayı at gibi kullanabilir, oyuncak bebeği gerçek bir insanmış gibi konuşturabilir veya geçmişte yaşadığı bir olayı anlatabilir.

Fakat mantıksal işlemler henüz tam anlamıyla gelişmemiştir.

Piaget’nin en bilinen deneylerinden biri burada devreye girer: korunum deneyleri.

İki eşit miktarda suyu aynı büyüklükteki iki bardağa koyduğumuzu düşünelim. Çocuk bunların eşit olduğunu kabul eder. Daha sonra bardaklardan birindeki suyu daha uzun ve ince bir kaba aktarırız. Su miktarı gerçekte değişmemiştir. Ancak işlem öncesi dönemdeki bir çocuk “Uzun bardakta daha fazla su var” diyebilir.

Yetişkin açısından cevap yanlış görünür. Fakat çocuk açısından bakıldığında uzunluk ve miktar arasında güçlü bir görsel bağlantı kurulmaktadır.

İlginç olan, bu etkinin günümüzde yapılan araştırmalarda da incelenmiş olmasıdır. Bir fMRI çalışmasında 5-6 yaş grubundaki 38 çocuk ile 9-10 yaş grubundaki 22 çocuk sayı korunum görevi açısından karşılaştırılmıştır. İki grup da nesnelerin başlangıçtaki sayılarını yaklaşık yüzde 99,5 ve yüzde 99,7 doğrulukla belirlemiştir. Fakat nesnelerden bir sıra açıldığında küçük çocukların doğru yanıt oranı yüzde 2,5 iken 9-10 yaş grubunda bu oran yüzde 99,7 olmuştur.

Bu sonuç çok şey anlatıyor: Sorun çocuğun “saymayı bilmemesi” değildir. Sorun, aynı anda birden fazla bilgiyi değerlendirip görünüşün yanıltıcı etkisini bastırabilmesidir.

Günlük hayatta bunun karşılığını markette bile görebiliriz. Büyük kutunun daha fazla ürün içerdiğini düşünmek, uzun bir yolun mutlaka daha uzak olduğunu sanmak veya büyük görünen yiyeceğin daha fazla olduğunu varsaymak yetişkinlerde bile zaman zaman görülen sezgisel değerlendirmelerdir.

3. Somut İşlemler Dönemi: Mantık Gündelik Nesneler Üzerinden Güçlenir

Yaklaşık 7-11 yaş arasında Piaget’nin somut işlemler dönemi başlar. Çocuk artık korunum, sınıflandırma, sıralama ve tersine çevrilebilirlik gibi mantıksal işlemlerde daha başarılıdır.

Örneğin üç farklı büyüklükte taş verildiğinde bunları küçükten büyüğe sıralayabilir. Bir miktarın farklı bir kaba aktarılmasının miktarı değiştirmediğini daha iyi anlayabilir. Nesneleri renk, şekil veya kullanım amacı gibi birden fazla özelliğe göre sınıflandırabilir.

Fakat “somut” kelimesi burada çok önemlidir.

Çocuk mantık yürütebilir ama soyut ve tamamen varsayımsal problemler hâlâ zorlayıcı olabilir. “Ali’nin elinde 5 elma var, bunun matematiksel olarak şu varsayımsal sonucu nedir?” türü bir problem ile gerçek elmaların kullanıldığı bir problem aynı zihinsel kolaylıkta olmayabilir.

Bu yüzden ilkokul eğitiminde manipülatif materyallerin kullanılması önemlidir. Para, blok, cetvel, geometrik şekiller, fiziksel deneyler ve gerçek nesneler matematiksel veya bilimsel kavramları görünür hale getirir.

Burada Piaget’nin eğitim açısından güçlü mesajlarından biri ortaya çıkar: Çocuğa yalnızca sonucu söylemek yerine problemi keşfetme fırsatı vermek bilişsel gelişim açısından anlamlıdır.

Nitekim erken eğitim deneyimleri üzerine yapılan bir araştırmada, düşük sosyoekonomik statü grubundaki 86 çocuk 5, 6 ve 7 yaşlarında boylamsal olarak incelenmiştir. Erken eğitim müdahalesi alan çocukların korunum becerilerini, müdahale almayan akranlarından daha erken geliştirdikleri bildirilmiştir.

Bu bulgu önemli bir noktaya işaret ediyor: Bilişsel gelişimi yalnızca yaşla açıklamak yetersizdir. Çocuğun eğitim fırsatları, çevresi ve deneyimleri de önem taşır.

4. Biçimsel İşlemler Dönemi: “Ya Böyle Olsaydı?” Diye Düşünebilmek

Yaklaşık 11 yaş ve sonrasında Piaget, biçimsel işlemler döneminin ortaya çıktığını savunur. Bu dönemde kişi yalnızca somut nesneler üzerinden değil, varsayımlar, olasılıklar, soyut kavramlar ve sistemler üzerinden de düşünmeye başlayabilir.

Örneğin bir ergen “Bu kural neden böyle? Başka türlü olsaydı ne olurdu?” diye sorabilir. Bir fizik probleminde gerçek nesneler olmadan değişkenler arasında ilişki kurabilir. Bir edebiyat eserindeki soyut temaları tartışabilir veya bir toplumsal olayın farklı sonuçlarını varsayımsal olarak değerlendirebilir.

Fakat burada Piaget’nin teorisini günümüz bilgileriyle dikkatli yorumlamak gerekiyor. Biçimsel düşünme kapasitesinin yalnızca belirli bir yaşa geldiğinde otomatik olarak herkeste aynı şekilde ortaya çıktığını söylemek fazla katı olur.

Piaget’nin aşama yaklaşımına yöneltilen eleştirilerden biri de çocukların aynı bilişsel görevi farklı içeriklerde aynı başarı düzeyinde gerçekleştirmemesidir. Araştırmalarda “horizontal decalage” olarak adlandırılan bu durum, aynı bilişsel sürecin farklı problem içeriklerinde farklı performanslar doğurabildiğini göstermiştir. Örneğin 630 birinci sınıf öğrencisiyle yürütülen bir çalışmada 42 farklı korunum problemi incelenmiş ve görevlerin içerik özelliklerinin başarı düzeyini etkilediği bulunmuştur.

Dolayısıyla 12 yaşındaki bir çocuğun matematiksel bir problemde soyut akıl yürütmesi, aynı çocuğun sosyal bir çatışmayı analiz ederken aynı düzeyde sistematik davranacağı anlamına gelmez.

Bu ayrım günümüz eğitim anlayışı açısından oldukça değerlidir.

Dört Aşamanın Arkasındaki Asıl Mekanizma: Şema, Özümseme, Uyumsama ve Dengeleme

Piaget’nin kuramını gerçekten anlamak için yalnızca dört aşamayı ezberlemek yeterli değildir.
 
Üst