Safra kesesine yoğurt dokunur mu ?

Ilay

Genel Mod
Global Mod
Safra Kesesi, Yoğurt ve Bir Köy Sohbeti

Geçen yaz, memleketin serin yaylalarından birinde, güneş batmak üzereyken köy kahvesinin önünde oturmuş sohbet eden bir grup insana rastladım. Elinde çayıyla oturan Mehmet Ağa, yaşına rağmen dinç görünüyordu. Yanında ise köyün en meraklı ve en tatlı dili Zeynep Teyze vardı. Konu, herkesin başına gelebilecek ama kimsenin tam emin olamadığı bir meseleye gelmişti: “Safra kesesine yoğurt dokunur mu?”

Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: “Sorunu Kökünden Çözmek Lazım”

Mehmet Ağa, her zamanki gibi olaylara sonuç odaklı yaklaşıyordu. “Bak Zeynep,” dedi, “Safra kesesi dediğin, vücudun yağ sindiriminde önemli bir organ. Yoğurt dediğin ise süt ürünü. Şimdi senin safra kesende taş varsa, yoğurt bir şey yapmaz, asıl yağlı yemekler tetikler. Sorun yoğurtta değil, taşta. Taş varsa ya operasyon yapacaksın ya da diyeti sıkı tutacaksın.”

Onun için mesele gayet basitti: Sebebi bul, çözümü uygula, gerisini düşünme. Mehmet Ağa, şehirde okuyan torununun gönderdiği sağlık kitaplarından öğrenmişti safra kesesinin safra sıvısını depoladığını, yoğurdun ise genelde düşük yağlı olduğu için doğrudan zararlı olmadığını. Ancak sözünü bitirirken mutlaka bir netlik koymayı ihmal etmedi: “Ama eğer yoğurdu kaymaklı yersen, işte o zaman safra kesesi itiraz eder.”

Kadınların Empatik ve İlişkisel Yaklaşımı: “Herkesin Bünyesi Farklıdır Evladım”

Zeynep Teyze ise olaya bambaşka bir yerden bakıyordu. “Bak oğlum,” dedi, “Sen tıp kitaplarından okumuşsun ama ben de bu köyde elli yıldır insan gözlüyorum. Ahmet’in gelini, bir kaşık yoğurt yediğinde kıvranır, ama Hatice’nin kızı sabah akşam yoğurt yer, maşallah hiçbir şey olmaz. Herkesin bünyesi başka.”

Onun yaklaşımı, bireysel farklılıkları ve yaşanmış tecrübeleri dikkate alıyordu. “Ayrıca,” diye ekledi, “yoğurdu tek başına değil, neyle yediğin de önemli. Yanında kızartma, kavurma varsa, yoğurt masum kalmaz.”

Köy Kahvesinde Küçük Bir Deney

Sohbet kızışınca, köy kahvesinin gençlerinden biri olan Ali ortaya atıldı. “O zaman deney yapalım,” dedi. “Benim safra kesemde taş var, bir tabak yoğurt yiyeyim, bakalım ne olacak.”

Köyde böyle fikirler hemen uygulanır. Yoğurt geldi, herkes izliyor. Ali yoğurdu yedi, üzerine bir bardak su içti. Yarım saat geçti, hiçbir şey olmadı. Mehmet Ağa gülümsedi, “Bak gördün mü, yoğurt masum,” dedi. Ama Zeynep Teyze hemen araya girdi: “Dur hele, bu böyle hemen belli olmaz. Sen akşama kadar bekle, bakalım miden ne diyecek.”

Akşam olduğunda Ali hafif bir mide rahatsızlığı yaşadı. Bu, köyde iki tarafı da haklı çıkaran bir sonuç oldu: Mehmet Ağa’ya göre bu yoğurttan değil, Ali’nin üstüne yediği biberli ekmekten kaynaklanmıştı. Zeynep Teyze’ye göre ise yoğurt, zaten hassas olan safra kesesini tetiklemişti.

Bilimle Harmanlanan Köy Bilgeliği

Aslında tıbbi olarak bakıldığında, yoğurt safra kesesine doğrudan zarar veren bir gıda değildir. Ancak safra kesesi hastalıklarında, özellikle taş ve iltihap durumlarında, yağ oranı yüksek tüm gıdalar gibi bazı yoğurt türleri (kaymaklı, tam yağlı) rahatsızlık verebilir. Yoğurdun içerdiği probiyotikler sindirime yardımcı olabilir, fakat herkesin sindirim sistemi aynı tepkiyi vermez.

Mehmet Ağa’nın stratejik yaklaşımı, tıbbi bilgiyi temel alıyordu: “Temel sebebi ortadan kaldır.” Zeynep Teyze’nin empatik yaklaşımı ise insan çeşitliliğini ve deneyimleri öne çıkarıyordu: “Herkesin bedeni farklı tepki verir.” İkisi de haklıydı ama farklı pencerelerden bakıyorlardı.

Köyün Ortak Kararı: Ölçü ve Denge

Gecenin sonunda kahvede alınan ortak karar şuydu: Safra kesesi sorunu olanlar yoğurdu tamamen hayatından çıkarmasın ama ölçüyü bilsin. Kaymaklı, tam yağlı yoğurt yerine, yarım yağlı ya da yağsız yoğurt tercih etsin. Ve mümkünse yanında hafif gıdalarla yesin.

Mehmet Ağa son sözünü söyledi: “Hastalık dediğin, düşman değil, öğretmendir. Ne yediğini, ne kadar yediğini sana öğretir.” Zeynep Teyze ise gülerek ekledi: “Ama yoğurdu sevmeyi öğretirse, işte o zaman en güzel hocadır.”

Son Söz

Safra kesesi ve yoğurt meselesi, sadece sağlıkla ilgili değil; insanların dünyaya bakış biçimleriyle de ilgiliydi. Kimisi net çözümler arar, kimisi ise her durumu ayrı ayrı değerlendirir. Sonuçta ikisinin birleştiği nokta, hayatın çoğu meselesinde olduğu gibi, “denge” oldu.

Köy kahvesinde o gece, sadece yoğurt konuşulmadı; insanların nasıl düşündüğü, nasıl hissettiği, nasıl farklı yollarla aynı sonuca varabildiği konuşuldu. Ve belki de bu yüzden, mesele bir sağlık tartışması olmaktan çıkıp, bir yaşam dersine dönüştü.
 
Üst